HABER DETAYI

4 Mart 2024 08:45

DÖĞER EMRE TEKKESİ TEMİZLİK ÇALIŞMASI

DÖĞER EMRE TEKKESİ TEMİZLİK ÇALIŞMASI

 

                                                                                                   Ahmet İLASLI

Arkeolog, Emekli Müze Uzmanı

Afyonkarahisar İli, İhsaniye İlçesi, Döğer Beldesinde, kimilerine göre Yunus, kimilerine göre de Tapduk EMRE TEKKE veya Türbesi bulunmaktadır. Frig Vadisi olarak bilinen ve önemli bir turizm alanına dönüşmüş olan Emre Gölü’ne adını veren bu tekke, günümüzde insan tahribatına çok fazla uğrayan bir yer haline gelmiştir. Özellikle yapının içinde bulunan mezarlar, sürekli kaçak bir şekilde kazılmış ve halen kazılmaktadır. Yapının girişindeki mermer kapı söve taşları yerlerinden sökülerek kırılmış, içindeki tonoz ortası kemerinin mermer sütunları ve kaideleri yerlerinden sökülmüş, baskı bezekli duvar sıvaları parçalanmış; dışındaki duvar kaplama ve moloz taşları yerlerinden sökülerek atılmış, hatta giriş üzerinde bulunan yazılı taş yerinden sökülerek parçalanmış durumdadır.

 

Tekke, bir yapı ile buna bitişik duvarla çevrelenmiş avludan oluşmaktadır. Genel görünüş olarak,  doğal bir tepeye, kuzey-güney doğrultuda oturtulmuştur. Tepenin en üst kuzey yerine, girişi güneydeki avluya açılan kesme taş kaplamalı, içi baskı bezek sıvalı, tuğla destekli orta kemer kaburgalı, doğu duvarı 10,85 m. batı duvarı 10,40 m. uzunlukta, kuzey duvarı 6,45 m. güney duvarı 6,70 m. genişlikte, hafif yamuk dikdörtgen planlı, tonozlu bir yapıdır. Buna bitişik biraz daha düşük eğimli güneyinde de, yaklaşık 1-1,5 m. yükseltili, irili ufaklı kesme blok taş ve moloz taş duvarla çevrili, avlusu bulunmaktadır. Avlunun doğu duvarı, yapının doğu duvarıyla aynı uzantıda olup, batı duvarı ise biraz dışa taşkındır. Avlunun içinde, ara bölme duvarı ile güneyinde bir oda duvarı vardır. Ayrıca avlu duvarı dışında bitişik bir başka oda temelinin de olduğu görülmüştür.

 

Tekke, KKTVKK’nun 12.2.1988 gün ve 65 sayılı kararıyla taşınmaz kültür varlığı olarak koruma altına alınmış olup, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün 01.09.2006 gün ve 143401 sayılı izniyle, müze uzmanlarınca temizlik çalışması yapılmıştır. Buna göre de Vakıflar Genel Müdürlüğü Kütahya Bölge Müdürlüğü’nce onarım projesi yapılmış ve geçtiğimiz yıllarda onarımı gerçekleştirilmiştir.

 

2006 yılında  temel özelliğini anlamak için yapılan çalışma, yapının dış çevresinde temizlik amaçlı sondaj biçiminde olmuştur. Bu çalışma, kısmen düzeltilmiş zeminli yapının her iki uzun duvarının, arazinin eğimine göre, tek veya çift sıralı yine kesme taş bloklardan oluşan dışa taşkın bir temel üzerine oturtulmuş olduğunu göstermiştir. Batı duvarının temeli altında, güney köşeye yakın dört adet üzeri kapak taşlı, doğu-batı doğrultulu mezarla karşılaşılmıştır. Kapakların blok taş uzunluklu olması, üzerinde de toprak yığınının çok olması ve üstte yapının bulunması nedenleriyle, mezarların temizleme çalışması yapılamadan bırakılmıştır. Ancak köşeye yakın olanının kısmen içi temizlenmiş ve her hangi bir bulguya rastlanılmamıştır. Üst türbe yapısının temel taşları, sert tüf taşlarından olup, arasında mermer bir Bizans sütun başlığının da kullanılmış olduğu görülmüştür; tıpkı yapının içinde giriş kapısı söve mermer blokları olarak ve tonoz ortası kemer ayakları olarak mermer kaide, sütun, başlık ve yastıklarında, Bizans mimari elemanlarının sanki özgün yerlerindeymişçesine, devşirme eleman olarak kullanılmış olduğu gibi.

 

Tekke yapısı içinde, doğu-batı doğrultulu 8 adet mezar yerinin olduğu görülmüştür.1 adedi doğu yarıda, diğerleri batı yarıdadır. Kuzeydeki 1 mezarın üzerinde kapak taşlarıyla kaplı olmasına rağmen içinin kaçakçılar tarafından temizlenmiş olduğu, diğerlerinin de tamamen temizlenmiş ve parçalanmış oldukları görülmüştür. Kuzeydekinde yalnızca birkaç parça kemik bulunmuş olup, bunların incelemeleri yapılamadığı için, ne kemikleri olduğu belirlenememiştir.

 

Yapının avlu duvarları boyunca dış temizliği ile içinin tamamında temizlik çalışması yapılmıştır. Yalnızca avlu içinden çok sayıda (39 adet)  mezarla karşılaşılmış, güney kesimde de iki oda temeli bulunmuştur. Avlu doğu duvarı, türbenin doğu duvarının dış doğrultusunda devam etmekte olup 23.30 m.lik bir uzunluğu vardır. Dik açıyla batıya dönen güney duvarı, 9.10 m.lik uzunluktadır.  Türbe yapısından taşkın olan batı avlu duvarı, türbe yapısına kadar uzatılmış ve giriş boşluğu yapılmak üzere bırakılmış olup, yaklaşık 1 m. kadar açıklıkta ve 2 m. kadar batıya taşkınlıktadır. Avlu duvarlarının üç evreli bir yapılışının olduğu belirlenmiş ise de, dört veya daha fazla aşamalı olabileceği de düşünülmektedir

İlk evre: Türbeye bitişik avlu doğu duvarının temizliği sonucu, 6.90 m. uzunluktaki doğu duvarın, kenar taşlarının iri bloklarla iki sıra oluşturduğu ve aralarının moloz taşla doldurulduğu belirlenmiştir. Bu teknik türbe yapısıyla aynı olup, farkı harçsız dolgu olmasıdır. Avlu içinde yine aynı teknikte yapılmış olan ve doğu duvarından hafif çapraz olarak dönen ve batı duvarıyla birleşen, orta kesimi tahrip olmuş güney duvarının olduğu belirlenmiştir.

 

İkinci evre: Avlu duvarının ilk evresine uzantı olduğu, toplam duvar uzunluğunun 23.30 m. ye ulaştığı, doğu duvarından anlaşılmaktadır. Avlunun güneydoğu iç köşesinde 4.10×3.92 m. ölçülerinde ve avlu duvarı yüksekliğinde bir oda temeli ortaya çıkarılmış olup, kapısı avluya açılmaktadır. Avlu duvarının alt sıralarında iri blok taşlar kullanıldığı görülmekte ise de, genellikle irili ufaklı taşlardan oluşturulduğu hemen fark edilmektedir. Bu avlu duvarları altında bir, bazı yerlerde iki sıra içe doğru taşkın temeller bulunmuştur. Odanın karşısına gelen avlu duvarında bir kapı yeri vardır.

Üçüncü evre: Bu avlu duvarı kapısının moloz taşla kapatılmış olduğu ve güney duvarının dışına 5.16×5.60 m. ölçülerinde bir odaya ait temel izleri bulunmuştur.

 

Sonuç olarak, değişik yükseltili sıralı kesme taştan yapılmış dikdörtgene yakın planlı türbe yapısı ile avlu uzantısında odanın bulunduğu zaviyeli, külliye özelliğinde bir tekke yerleşimidir. Türbe, ortadan kemerle desteklenmiş, üstü kesme taş kaplamalı tonoz örtülüdür. Kemer ayakları ve kapı söveleri Bizans dönemi mermer mimari parçalarından devşirme olarak kullanılmıştır. Ayrıca temel taşları altında bir adet mermer sütun başlığının kullanıldığı görülmüştür.

 

Gerek yapı içinde, gerekse avlu içinde çok sayıda mezarın olduğu, yapılan temizlik çalışması sonucunda ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca, türbe yapısının batı duvarının temeli altında ve avludaki oda içlerinde de mezarlar bulunmuştur.

Avlu içindeki temizlenmiş mezarların 20 adedinin doğu yarıda, 19 adedi de batı yarıda, 2,6 ve 35 nolu mezarların kapak taşlarıyla örtülü olduğu belirlenmiştir. Doğu-batı doğrultulu mezar yerlerinin bazılarının sekili olduğu, iskeletlerin sağlam olanları yanında, çoğunun dağınık oldukları görülmüştür. Çoğu mezar içinde birden çok gömünün yapılmış olduğu, karışık iskelet ve kafataslarından anlaşılmıştır. 1,2,3 hatta 5 kafatasına rastlanılmıştır. 1 mezar içinde ata ait alt çene bulunmuştur.

 

Mezarlar içinde, tekke içindeki kuzey mezarda birkaç kemik; avlu içindeki mezarlardan avlu kapısına yakın olan 37,38  nolu mezar içinden sırlı kase parçası ile oniks nuska ve boncuk ele geçirilmiştir.

 

Yapının tarihi hakkında kesin bir iz bulunamamış ise de, Türklerin ilk yerleştikleri bölgelerden biridir.12.yy. ortalarından itibaren bölge Türkleşmeye başlamıştır. Buraya yerleşen Türkler ,Bizanslıların yerleşim yerlerini, kendi yerleşim yerleri olarak kullanmaktadırlar. Bu noktada da, günümüzde Kırk Merdiven olarak adlandırılmış Bizans kaya yerleşimi bulunmaktadır. Türbe temelleri altındaki 4 adet mezar, bunlara ait olmalıdır. Gerek türbe içindeki 8 adet mezar ve gerekse avlu içindeki 39 adet mezarın hangi dönemlere ait oldukları kesin olarak belirlenememiş ise de, aynı alanda çok sayıdaki mezarlarda karşılaşıldığı üzere, mezarın birden çok kullanılması nedeniyle, her ne kadar İslami özellikli doğu-batı doğrultulu iseler de değişik dönemlerde kullanılmış mezarlar olabileceği de düşünülmelidir.

 

Yapı tekniği olarak, Beylikler Dönemi yapılarına benzemektedir. İç sıva ve boyaları birkaç kez yapılmış, orta kuşak üzerinde hala korunmakta olan bezemeleri ise, baskı tekniği ile yapılmış 18.yy. rumi, palmet ve lalelerden oluşan süslemelerdendir. Dışta giriş kapısı üstündeki, kitabe özellikli küfi yazı ile yazılmış El Mülkü Lillah (Mülk Allahın) yazılı taş blok, yuvasından düşmüş ve parçalı olarak bulunmuştur.

 

Kaynak: Taşpınar Dergisi

 

HABERE YORUM YAP

HABERE YAPILAN YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.